Geçtiğimiz ay, sosyal medya kullanıcılarını takibe almamız sonucu, Eylül ayını doğum günü ile şenlendiren Yasin Yüksel ile karşılaştık, her ay geleneksel olarak yaptığımız sürpriz doğum günü uygulaması, eylül ayında Yasin Yüksel’in yüzünü güldürdü. 25 Eylül olarak tespit edilen doğum gününün hazırlıkları, yoğun bir araştırma ve uygulama sürecine ihtiyaç duyularak 1 hafta öncesinden başladı. Öncelikle sevdiği renkler, hobileri, ilgi alanları derin ve hummalı bir araştırma sonucu ortaya çıkarıldı. Kırmızı, siyah ve beyazın en sevdiği renkler arasında olduğu öğrenildikten sonra, kırmızının en çok yakıştığı çiçek olan Antoryum, Yasin Bey’in beğenisine sunulmak üzere süslendi. Anime karakterlerine olan düşkünlüğü öğrenilince de bu karakterlerden oluşturulan büyük bir tablo, hazırlanan çiçeğe eşlik etti ve 25 Eylül Pazar sabahı Yasin Yüksel’in kapısını çaldı. Gördükleri karşısında çok şaşıran ve sevinen Yasin Bey, hemen bu hoş görüntünün fotoğrafını çekip sevdikleriyle sosyal mecrada paylaştı. Çiçek Sepeti, Özel Günler uygulamasıyla, her ay şanslı bir kullanıcının doğum günü, yıldönümü gibi özel ve kutlanmaya değer bir gününü kutlamaya devam edecek. Siz de bu kullanıcılardan biri olmak istiyorsanız, bizi Facebook ve Twitter üzerinden takip etmeye devam edin! Belki bu doğum gününüz, Çiçek Sepeti’ nin size özel tasarımıyla renklenir. Çiçek Sepeti Sürprizleri devam edecek. twitter.com/ciceksepeti facebook.com/ciceksepeti friendfeed.com/ciceksepeti

Bakış açısı farklı olanlara!

12 Ağu 2011 Kategori: Kategorilenmemiş, hediye
Herkes hediyeyi sever, hele ki özel günlerinde. Bazı insanlar hediye vermeyi de sever, bu nedenle çok özenir, farklı bir şeyler olsun ister. Tasarımcılar, işte böyle durumlar için hediye seçimini kabusa değil eğlenceli bir aktiviteye çevirecek son derece farklı ve cazip hediyelikler tasarlamışlar. Biz de bunlardan birkaçını sizlerle paylaşmak istedik, hediye arayışı içinde olanlara fikir verebilir. Buyurun, karşınızda neşeli tasarımlarla çılgın hediyelikler! Kaktüs Kürdanlık Efendim, bu görmüş olduğunuz kaktüs, su istemez, elinize batmaz. Dekoratif olmasının yanı sıra, vereceğiniz çılgın barbekü partilerinin de aranılan adamı olabilir. Kürdanların ucuna takacağınız kanepeler, zeytinler, neşeli çilekler arkadaşlarınızı eğlendirebileceği gibi, vermiş olduğunuz partiye de orijinallik katabilir. İsterseniz de evinizin günlük kürdanlık işlevini yerine getirir, tabi kullanmaya kıyabilirseniz! “Ev Yapımı” Kurabiye Damgası                 Arkadaşlarınızın kendi yapmış olduğunuz kurabiyeler için “Bu kurabiyeler çok lezzetliymiş, nereden aldın?” gibi sorularından sıkıldıysanız, buyurun size ev yapımı olduğunu ispat eden kurabiyeler. Şayet siz de kendi el emeği kurabiyelerinizle mutfak dünyasında çığır açmak istiyorsanız, işe bu kurabiye damgalarıyla başlayabilirsiniz. Çaycı Denizaltı                 Bu denizaltı, denizler altından en lezzetli çayları, çay saatinize yetiştirmek için çoktan yola çıktı bile. Onunla demlenen çayların apayrı bir tadı var, malum deniz aşırı yoldan geliyor, tadına da tat ekleniyor. Çay saatine gelen konuklarınızı hoş bir sürprizle karşılamak niyetindeyseniz, farklı bir alternatif olabilir. Aşk Kavanozu                         Bu kavanoz, göründüğü gibi reçel kavanozu değil, ama içinde hem baldan hem de reçelden tatlı bir şey bulunduruyor, sizin sevginizi. Söylemek istediğiniz tüm cümleleri bu kavanozun içinde bulabileceksiniz, sevgiliniz de sizin ona olan aşkınızı her gün sayıklayacak. (Belki de tüm yılı kurtaracak bir hediye olabilir, ne dersiniz?) Olmazsa Olmaz                                 Evet, hepsi çok güzel, hepsi son derece orijinal bu hediyeler bir tarafa, özel günlerin olmazsa olmazı çiçekler diğer tarafa tabi. Hele bu orijinal hediyeler, muhteşem bir tasarımla göz dolduran rengarenk bir çiçekle gönderilirse, herhalde değil bu yılın, yüzyılın en düşünceli sevgilisi/arkadaşı siz seçilirsiniz. Mutluluk dolu günler sizinle olsun!  

Cilde İyi Gelen Çiçek Özleri

20 Haz 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
                    Parfüm ve kozmetik sektörünün olmazsa olmazı çiçeklerin, vitamin ve cildi koruyucu aktif bileşenler içerdiğini biliyor muydunuz? Vücudunuzun ve saçlarınızın sağlıklı ve güzel görünmesi için, doğanın iyileştirici ve koruyucu gücünden faydalanmanız gerekmektedir. Herbalist Tarkan Güveloğlu’nun derlediği çiçek özleri ve faydaları ile çiçeklerden gelen mucizeyi cildinize taşıyın. Papatya Çiçekleri provitamin A, C ve E vitamini içeren papatyanın iyileştirici ve antiseptik özelliği bulunur. Ciltteki kızarıklıklara ve tahrişe iyi gelir, cildi yatıştırır. Papatya özlü kremler ciltteki pullanmaları giderir. Alerjik cilde sahip olanlara rahatlıkla kullanabilir. Saçların rengini açar ve hızlı uzamasını sağlar.Gül Kozmetik ve parfümeride sıkça kullanıldığı bilinen gülün antioksidan özelliği olduğu için cilde son derece faydalıdır. Cilt sorunlarına iyi gelir. Cildinizi temizlemek için saf gül suyu kullanabilirsiniz. Cildiniz kuru ise bir avuç gül yaprağını sıcak suya atın, bir iki kez kaynatın ve buharına yüzünüzü tutun. Bu uygulamadan sonra cildiniz son derece yumuşak olacaktır. Lavanta Antiseptik özelliği ile iltihapları, böcek ısırıklarını, kabarcıkları, çürükleri ve yaraları iyileştirir. Lavanta esansı kuru ciltlere çok iyi gelir, kaşıntıları giderir. Lavanta demlenip saç köklerine uygulanırsa kan dolaşımı artar ve kepek oluşumu önlenir. Sümbül Bu çiçekteki özler kırışıklıkların ortaya çıkmasını önlemek, pürüzsüz bir cilt oluşturmak için kullanılır. Yaprakları zararlı atmosferik etkilere karşı korur. Menekşe C vitamini içeren menekşe çiçeği yağlı ciltlere iyi gelir. Yapraklarının cildi yatıştırıcı özelliği vardır. Kaynar suya bir miktar menekşeyi çiçek ve saplarıyla birlikte atın ve demlenmiş menekşe suyu soğuduktan sonra yüzünüzü temizleyin. Faydasını göreceksiniz.Kekik Antik Mısır’dan beri kullanılan ve içerisinde bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler bulunan kekik, ciltteki sarkıklara ve yorgun görüntüye iyi gelir, cildi canlandırır. Kekik yağını değil de çayını demleyerek yüzünüze pamukla uygulayın, çünkü kek yağı cildi yakabilir ve tahriş edebilir. Sardunya Bu çiçekle hazırladığınız tonik ile saçlarınız daha parlak görünür. Sardunya yapraklarını 20 dakika sıcak suda tutun. Sonra su biraz soğuduğunda bu su ile saçınızı yıkayın.Peygamber çiçeği Kozmetikte genellikle hassas göz kapağı derisinde ve göz çevresindeki sorunlu alanlar için kullanılır. Peygamber çiçeği özü kullanılarak hazırlanan ciltte şişme, kızarıklık ve kaşıntıları azaltır. Narenciye İçeriğindeki vitaminler, solgun ciltleri canlandırır ve besler, şişlikleri ve lekeleri giderir. Turuncu çiçek özlerinin ve limonun anti-stres özelliği vardır. Limon, portakal, mandalina, limon ve greyfurt yağları içeren cilt bakım kremleri, kırışıklıkları giderir ve cildin elastikiyetini artırır. Yasemin Yaşlanma karşıtı etkili kremlerin etken maddelerinden biridir. Cildi gençleştirir ve ciltteki yaraların hızla iyileşmesini sağlar. Uçucu yağı çok etkilidir, banyodan önce yasemin yağı ile masaj yapılabilir. Cildin esnekliğini sağlar ve pürüzsüz olmasını sağlar.EkinezyaBu bitki genellikle nemlendirici içeren koruyucu kremlerde kullanılır. Cildi yenileyici etkisi olduğu için sivilce ve iltihaplara iyi gelir.  

Gülün En Duru Hali: Gül Suyu

16 Haz 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
Gül suyu, gülün taç yapraklarının damıtılmasıyla elde edilir. Gül suyu kozmetik sanayiinde ve hamur işi, şekerleme, lokum üretiminde kullanılır. 1 litre gül suyu elde etmek için 6 bin gül gereklidir. Tarihte ilk kez İranlılar gülleri damıtıp gül suyu elde etmişlerdir. Gül suyunun Avrupa'ya yayılması ise İspanya'yı ele geçiren Berberilerin sayesinde olmuştur. Batı, güney ve doğu Asya ülkelerinde sıkça tatlı yapımında kullanılan gül suyunun en bilinen kullanımı güllaç ve lokumdur. Bulunduğu yer olan İran'da gül suyu, çaya, dondurmaya ve hamur işlerine konur. Batıda ise gül suyu daha çok kozmetikte kullanılır. Singapur ve Malezya’da o bölgeye özel bir içecek olan ‘bandung’un içine süt ve şeker ile karıştırılarak gül suyu eklenir. İslam dininin en kutsal yeri olan Kâbe'nin temizliği de gül suyu ve zem zem suyu ile yapılır. Osmanlı döneminde yaşamış en önemli tıp alimlerinden biri olan İbni Sina ve yetiştirdiği öğrencileri de, gül suyunun ferahlatıcı ve dinlendirici özelliği nedeniyle ruhsal hastalıklarına iyi geldiğine inanırlardı. Antiseptik özelliği bulunan gül suyu, boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Gül suyunun cilde çok faydası vardır. Gül suyu göz altı morluklarını azaltır, cilt lekelerini giderir ve cilt kırışıklıklarını önlemeye yardımcı olur. Gül suyunun bu faydalarından yararlanmak isterseniz %100 saf ve gerçek gül suyu kullanmanız gerekmektedir. Gül aroması katılmış pembe renkli suların hiçbir faydası yoktur. Gerçek gül suyu biraz ekşi ve keskin kokar, buradan saf olup olmadığını anlayabilirsiniz.    

Salep: Orkidenin En Tatlı Hali

10 Haz 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
Mis gibi kokusu ile herkesin severek içtiği salebin, orkide köklerinden yapıldığını biliyor muydunuz?Bilim çevrelerinde “Tubera Salep” ismi ile anılan salep; Orchis, Ophrys, Anacamptis, Serapias, Dactylorhiza gibi orkidelerin yumru köklerinden elde ediliyor. Yalnızca birkaç ilde salep yapmaya uygun orkide yetişir. Köklerinden salep yapılan orkideler ormanlık alanlar ve kireçli toprakları sever; böylece yumruları da büyük olur.   Salep yapmak için orkidelerin toprak altında kalan yumruları toplanır, iyice yıkanır, 10-15 dakika keçi sütünde kaynatılır ve güneşte kurumaya bırakılır. Kuruyan yumrular, su değirmeninde dövülerek toz haline getirilir; işte bu toza salep denir. Sağlık için oldukça faydalı olan, balgam söktürücü ve göğüs yumuşatıcı olarak da kullanılan salep, afrodizyak etkiye sahip olduğu için de sıkça tüketiliyor. Salebin faydaları yüzyıllar önce ülkemizde keşfedilmiş; İbn-i Sina’nın 1593 yılında kaleme aldığı El-Kanun fi't-Tıp (Kanun) adlı eserinde salebin afrodizyak, iştah açıcı, balgam söktürücü, felç giderici olarak kullanılması öneriliyor. Salebin içeriğinde nişasta, şekerler, misülaj ve azotlu maddeler vardır. Genellikle kışın sıcak olarak içilmesi adetten olan salep, kıvam artırıcı özelliğinden dolayı Maraş dondurması yapımında da kullanılıyor. Sadece Türklerde değil,18. yüzyıla dek, henüz evlerde çay ve kahve içme alışkanlığı yaygınlaşmamışken, İngiltere'de meydanlarda ve kalabalık caddelerde salep satıcılarının sabaha kadar dolaştıkları ve salebin büyük ilgi gördüğü biliniyor. Gerçek salebi üretmek çok zor ve zahmetli bir iştir ve salep yapımına uygun orkidelerin türlerinin yok olma tehlikesi bulunmaktadır. Bu yüzden salep yapılmak üzere toplanan yumrulardan bir tanesi, orkidenin üremesi için üzerinde bırakılmalıdır. Orkide iki yumrudan oluşur, biri o yılki bitkiye ait, diğeri ise sonraki yılın yumrusudur. İkisi de söküldüğünde orkide yok olur. Ülkemizde her yıl 30 milyon kök orkide yumrusu, salep yapılmak üzere toplanıyor ve üretilen 20 ton salebin 10-15 tonu ihraç ediliyor. Kurutulmuş yumruların kilosu 80-140 TL’ye, toz hali 600-700 TL’ye satılıyor ve 1 kg. salep tozu için 1000 - 4000 arası yumru toplanıyor. Bu yüzden orkide türleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ve salep bilinçli bir şekilde üretilmelidir, orkideler gelişigüzel katledilmemelidir.  

Guinness Rekorlar Kitabına Giren Bitkiler

9 Haz 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
En Çok Yapraklı Yonca Dünyanın en çok yaprağa sahip yoncası, 25 Mayıs 2002’de Shigeo Obara tarafından Japonya’nın Hanamaki şehrinde bulunmuştur ve yoncanın tam 18 tane yaprağı vardır. Taşınan En Büyük Ağaç 20 Ocak 2004’te Amerika’nın California eyaletine bağlı Los Angeles’ta, 180-220 yaşları arasındaki 17.67 metre uzunluğunda ve dallarının toplam genişliği 31.6 metre olan meşe ağacı, bir yerden başka bir yere taşınan en büyük ağaç olmuştur. 415.5 ton ağırlığındaki ağaç, Senna adındaki ağaç şirketi tarafından 0.4 km taşınarak başka bir parka dikilmiştir. En Ağır Elma 24 Ekim 2005 tarihinde Chisato Iwasaki’nin Hirosaki şehrindeki kendi elma bahçesinde yetiştirdiği ve dalından kendi kopardığı elma, tam tamına 1.849 gram olarak ölçülmüştür. En Ağır Limon 8 Ocak 2003’te, 5.265 kg olarak ölçülen dünyanın en ağır limonunu, Aharon Shemoel İsrail’in Kefar Zeitim şehrindeki kendi limon bahçesinde yetiştirmiştir. En Uzun Zinya Çiçeği Amerika North Carolina’da yaşayan Everett Wallace Jr. ve Melody Wagner’ın yetiştirdiği zinya çiçeğinin, bir diğer adıyla kirli hanım çiçeğinin, 2004 ve 2008 yılları arasında 386 cm’e kadar çıktığı ölçülmüştür. En Uzun Gül Ağacı 12 Ekim 2009 tarihinde 5.66 metre olarak ölçülen dünyanın en uzun gülünü,  Robert Bendel Amerika New Jersey’deki evinin bahçesinde yetiştirmiştir. En Uzun Medine Çiçeği Botanikteki adı Globe Amaranthus olan en uzun Medine çiçeği, 25 Ekim 2007’de 8.48 metre ile dünya rekorlar kitabına girmiştir. Bu çiçeği Jesse Eldrid, New York Rhinebeck’teki evinde yetiştirmiştir.  

Gül ve Budist Tapınağı

27 May 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
Bir gün Uzakdoğu’daki bir Budist tapınağına, kendi içsel yolculuğunda olan ve bilgeliğin gizemlerini çözmek isteyen bir adamın yolu düşmüş. Bu Budist tapınağına girmenin tek yolu varmış, tapınakta yaşayan Budistlerin sezgisel olarak kapının dışında birinin olduğunu anlamaları ve onları içeri öyle buyur etmeleri gerekiyormuş. Yabancıların kapıyı çalarak ya da birine seslenerek içeri girmesi yasakmış. Zaten kapıda da ne bir zil ne bir tokmak varmış. Bunu bilen yabancı da kapıda öylece durup, kapının açılmasını beklemiş. Bir zaman sonra kapı açılmış ve kapıya gelen Budist adama bir süre bakmış. Beden diliyle selamlaştıktan sonra, sözsüz olarak konuşmaya başlamışlar. Budist, adamın tapınağa girmek ve orada kalmak istediğini anlamış. Budist, içeri girmiş ve elinde ağzına kadar su dolu olan bir kase ile geri gelmiş. Adama anlatmak istediği şey, tapınağın dolu olduğu ve onu kabul edemeyecekleriymiş. Adam, Budistin elindeki kaseyi görünce tapınağın bahçesine gitmiş ve elinde bir adet gül yaprağı ile geri gelmiş.  Gül yaprağını usulca suyun üstüne bırakmış. Gül yaprağı, suyu taşırmamış ve suyun üstünde yüzmeye başlamış. Bunu gören Budist, adamın önünde saygıyla eğilmiş ve kapıyı açarak onu tapınağa kabul etmiş. Çünkü suyu taşırmayacak bir gül yaprağına her zaman yer varmış…   Birbirinden güzel güller CicekSepeti'nde...  
  Etobur bitkiler, isimlerinden de anlaşılacağı gibi besinleri diğer bitkiler gibi su ya da toprak yoluyla alabilen değil, böcek ve benzer canlıları ağız benzeri yaprakları ile yakalayan ve salgıladıkları enzimlerle onların faydalı kısımlarını sindirebilen canlılardır. Bataklık ve besinden yoksun topraklarda yetişen bu bitkiler, zamanla dışarıdan besin bulmak zorunda kaldıkları için böyle bir evrim geçirmişlerdir. Böcekleri ve hatta kuş ve fare gibi daha büyük hayvanları yakalamak için farklı yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemler aktif kapan ve pasif kapan diye ikiye ayrılır. Venüs Sinek Kapanı (Dionaea muscipula), aktif kapana en iyi örnektir. Böceklerin ilgisini çekmek için bu etobur bitki, aromalı bir nektar salgılar ve bitkinin kapan şeklindeki yaprağına konduğu zaman, kapan aniden saniyenin otuzda biri hızında kapanır ve böcek bir daha dışarı çıkamaz. Bitki, böceği bir hafta içinde hazmeder ve geriye sadece böceğin atıkları kalır. Sarracenia, Drosera, Nepenthes, Heliamphora, Pinguicula ve Drosaphyllum gibi etobur bitkiler de pasif kapan türündendir. Pasif kapanlar da kendi içlerinde ikiye ayrılır. Eskiden kullanılan sinek kağıtları ile aynı mantığa sahip, şekerli ve yapışkan damlacıklar üreten yapraklara yapışan sinekler ve böcekler, burdan kurtulamazlar. Hem aktif hem de pasif özellikteki Drosera bitkisi, yapışkan yapraklarına konan böcekleri daha sonra bu yaprakla sarmalayarak, böceği hazmeder. Aktif yapışkan yapraklara sahip olan Drosera, uçları yapışkan ve kırmızı bir tür pigment içeren uzun ve kısa tüyleriyle avlanır. Yaprağın ortasında bulunan kısa tüylere dokunan böcek, bu sinyalin uzun tüylere iletilmesiyle tuzağa düşmüş olur. Pasif kapan türünün daha yaygın bir diğer türü de sürahi kapanlardır. Bu tür bitkilerde (Nepenthes, Sarracenia ve Heliamphora) bitkinin birçok sürahi şeklinde kapanı vardır ve bu kapanların içi sindirim enzimi içeren sıvılarla doludur. Yine böcekler için cezbedici bir aromaya sahip bu sıvıdan içmek için bitkinin içine doğru ilerleyen böcekler, kapanın içindeki suya düşerler ama bir daha dışarı çıkamazlar. Nepenthes cinsi sürahi kapana sahip olan bitkinin fare ve kuşları bu yöntemle avladıkları bilinmektedir. Sadece toprağın üzerindeki böcekleri değil, su altındaki böcekleri yiyebilen aktif kapanlı etobur bitkiler de vardır. Suda yaşayan tek böcek yiyen bitki Utricularia'dır. Etobur bitkilerden olan Pinguicula (yağ çanağı) gibi bitkiler yapışkan ve kaygan yüzeyli yapraklarıyla üzerlerine konan böcekleri ipliksi bir salgının içine alırlar. Bu salgının içinde bulunan protaz, lipaz ve asit fosfataz gibi enzimler böceğin sindirilmesini sağlar. Bir diğer etobur bitki ise Sundew'dir. Bu bitkinin kaktüs gibi uzun duyargaları vardır ve bunlar böceğe doğru uzanır ve ona yapışır. Bu andan itibaren tuzak harekete geçer, ortadaki kısa duyargaların dış tarafında bulunan uzun duyargalar bir kafes gibi böceğin üzerine kapanırlar. Böcek bu tuzağın içindeki enzimler tarafından sindirilir.  

Her Derde Deva Mayıs Papatyası

20 May 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
Mayıs ayından ağustosa kadar öğlen güneşinin altında toplanması gereken, bütün masumiyeti ve güzelliği ile tarlaları ve bahçeleri süsleyen mayıs papatyası (babunç), sempatik görüntüsü ve hoş kokusunun yanı sıra, şifalı olması ile de değer kazanıyor. Papatya çiçeğinin faydası gaz birikiminde, ishalde, deri döküntülerinde, kramplarda, karın ağrılarında, mide rahatsızlıklarında ve balgam oluşumlarında kullanıldığında görülür. Bunun yanında adet düzensizliğinde, adet görememe hallerinde ve uykusuzluk, testis iltihabı, yüksek ateş, yara ve diş ağrılarında yardımcıdır. Papatya terleticidir ve sakinleştirici özelliğe sahiptir. Kramp girmelerinde etkilidir. İltihap kurutucu olarak kullanılabilir ve özellikle mukoza iltihaplarını dezenfekte eder. Göz ve gözkapağı iltihaplarında, kaşıntılı ve akıntılı deri döküntülerinde dıştan kompres ve yıkama yaparak, diş ağrısında gargara yaparak kullanılır. Kızdığınızda ya da sinirlendiğinizde bir bardak papatya çayı içmek sizi sakinleştirecektir. Ağrılı bölgelere, kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koyarsanız, ağrınız hafifleyecektir. Yatıştırıcı etki içeren papatya banyoları da tüm sinir sistemini olumlu biçimde etkiler. Yüzünüzü haftada birkaç kez kaynatılmış papatya ile yıkarsanız, cildinizin canlılık kazandığını göreceksiniz. Saç bakımında da, özellikle sarışınlar ve saçları açık renk olanlar, kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdırlar, böylece saçlar daha canlı ve parlak görünecektir. Papatya merhemi, basura iyi gelir. Papatya buğusu, nezle ve sinüziti iyileştirilebilir. Antik çağlarda da papatyanın şifalı gücü biliniyor, sinir ağrıları ve romatizma, papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyordu. Eski bitki kitaplarında yazanlar da papatya yağının ağrıyan bölgeleri iyileştirmede kullanıldığını söylemektedir. Papatyanın kullanım şekilleri Papatya Çayı: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu çiçek, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (Kaynatılmaz), 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Banyo Katkısı: Tam dolu bir küvet için dört avuç dolusu; yüz veya saç yıkamak için bir avuç dolusu papatya, 10 dakika çay gibi haşlanır sonra banyo suyuna eklenir. Kompres: Bir bardak kaynar süt, bir yemek kaşığı dolusu çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için 8-10 dakika beklenir ve posası süzüldükten sonra sıcak sütle kompres yapılır. Bitki Yastığı: Keten bezinden yapılmış bir yastık, kurutulmuş papatyalarla doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavada iyice ısıtılır ve rahatsızlanmış bölgenin üstüne koyulur. Papatya Yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, bir şişenin içine seyrek biçimde doldurulur ve üzerine çiçekleri örtecek kadar sızma zeytinyağı eklenir. Şişe 14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak ve kapağı açılarak, güneşte bekletilir. Süre sonunda tülbentten süzülür ve koyu renkli şişelerde, serin bir yerde saklanır. Papatya Merhemi: 250g içyağı (veya margarin) tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze çiçek içine eklenir. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapanarak serin bir yere bırakılır. Ertesi gün yeniden ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır. Papatya Buğusu: İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine, taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra, yumuşamış olan bu sıcak bitkiler çıkan buhar derin derin nefes alınarak çekilir.  

Osmanlı Yadigarı Çiçek Şerbeti

17 May 2011 Kategori: Kategorilenmemiş
 Şerbet, batı dillerine Türkçe’den geçmiş olsa da, Türkçe’ye Arapça ‘şariba’ (içmek) kelimesinden geçmiştir. Şerbet, şarap ve şurup, aynı kelime kökünden gelmektedir. Şerbet denince akıllara sadece meyvenin şekerli su ile kaynatılıp şuruptan daha seyrek kıvama gelinceye kadar kaynatıldığı ve soğuk olarak servis edildiği hali gelir. Oysa en güzel şerbetler çiçeklerle de yapılır. Osmanlı mutfağından bize miras kalan en önemli değerlerden biri olan şerbetlerin çiçeklerle yapılanı daha makbul sayılıyordu, çünkü en taze çiçeklerin toplanıp hemen kullanılması gerekiyordu. Çiçek şerbetlerin en ünlüleri gül şerbeti, gelincik şerbeti, menekşe şerbeti, yasemin çiçeği şerbeti, iğde çiçeği şerbeti, nar çiçeği şerbeti ve zambak şerbetidir. OSMANLI MUTFAĞINDA ŞERBETİN ÖNEMİOsmanlı padişahlarının çocukları olunca, doğduklarında ve doğumdan sonra ziyarete gelenlere şerbet dağıtılırmış. Özellikle doğumun üçüncü günü sadrazama şerbet gönderme geleneği varmış. Çeşitli malzemelerden yapılan şerbetler, altın, gümüş ve billur gibi değerli kaplara konulur ve yeni doğan bebeği ziyarete gelenlere, cariyeler tarafından ikram edilirmiş. Genelde saray ve halk mutfağı arasında büyük uçurumlar olsa da, konu şerbet olunca bu uçurum kapanırmış, çünkü saraydan halka herkesin sofrasında şerbet olurmuş.Ünlü yemek tarihçisi Alan Davidson'a göre, Osmanlı Bizans Venedik ilişkileri döneminde şerbet İtalyan mutfağına "sorbetto" olarak girdi. Fransızlar da şerbeti İtalyanlardan öğrenerek "sorbet" adını verdi ve karlı - buzlu şerbetin benzeri olan buzlandırılmış şerbeti geliştirdi. Böylelikle şerbet "sorbet" adıyla tüm dünya sofralarında geleneksel bir boyut kazandı. İngiliz seyyahlar da "sherbet" olarak doğruca kendi dillerine geçirdiler Osmanlı şerbetini.GÜNÜMÜZDE ŞERBETGünümüzde şerbet ramazanlarda, özel günlerde (nişan, düğün, söz, sünnet vs.) ve bazı Osmanlı restoranlarında bir kültür mirası olarak sunulur. Osmanlı döneminde pazar yerleri ve panayırların vazgeçilmezi olan ibrikli seyyar şerbetçiler, şimdi ise turistik bir öğe olarak Sultanahmet gibi eski Osmanlı mimarilerinin olduğu bölgelerde yaşatılmaya çalışılmaktadır. ÇİÇEK ŞERBETİ TARİFLERİ GÜL ŞERBETİ Gül şerbeti okka gülü adı verilen reçellik gülden yapılır. Bu gül renksizdir ve her yerde bulunmaz, bu yüzden bülbül yuvası ya da mayıs gülü denilen hoş kokulu, koyu pembe gülden yapılan şerbet daha renkli olur ve daha güzel kokar. 1 KİLO GÜL ŞERBETİ İÇİN MALZEMELER:500 gram gül çiçeği yaprağı1 kilo toz şeker25 gr. limon tuzu1 limon1/4 litre suYAPILIŞI:Gül çiçeğinin pembe yapraklarını kopardıktan sonra dip taraflarındaki beyaz bölümlerini makasla kesin. Böylece hazırlanan yarım kilo gül çiçeği yaprağını temiz bir süzgeçte bol suyla ve birkaç defa güzelce yıkayıp üzerindeki tozları temizleyin. Sonra gülleri bir kavanoza koyup üzerine 1/4 litre suyla limon tuzunu kattıktan sonra, bir limonun suyunu dökün ve ağzını sıkıca kapatın. Gülün kokusunu ve rengini suya vermesi için kavanozu bir kenara koyup bir hafta bekletin, eğer güneşte bekletilirse 3 gün yeterlidir.Daha sonra kırmızı ve ekşimtırak suya bir ölçüye iki ölçü şeker katın. Yani 1/4 litre suya 1/2 kilo şeker katıp erimeye bırakın, bir yanda da kalan yarım kilo şekeri 1/4 litre suda eritin. Sonra bu suyu güllü şerbetle iyice karıştırın. Karışımı bir tülbenti huniden geçirerek süzdükten sonra ya temizce yıkanıp kurulanmış olan eski kavanoza veya 1 litrelik bir şişeye koyun. Hava almayacak biçimde ağzını sıkıca örtüp şerbeti serin bir yerde saklayın.Gül şerbeti ikram edileceği zaman, uzun bardaklara gül şerbetinden iki parmak kadar koyun ve içine birer parça buz attıktan sonra bardakları soğuk suyla doldurun. Uzun bir kaşıkla karıştırdıktan sonra servis yapın. Bu gül şurubunu, uzun bir süre bozulmadan saklamak isterseniz şekerin miktarı iki kiloya çıkartın. Daha koyu renkli bir şerbet için okka gülüne veya öbür güllere bir miktar da koyu renkli ve kokulu güller katılmalıdır.GELİNCİK ŞERBETİ Gelincik şerbetinin yapımı da gül şerbetinin yapımı gibidir. Yalnız gelinciğin çiçek yapraklarının dip taraflarındaki siyah bölümleri kesmek gerekir. MENEKŞE ŞERBETİ Menekşe şerbeti de gül şerbeti gibi yapılır. Bu iş için yeteri kadar kokulu kır menekşesi alınır. Ve gül şerbetindeki aynı işlem yapılır. Yalnız menekşe çiçeğinin dibindeki beyaz bölüm kesilmez. ZAMBAK ŞERBETİ Zambak şerbeti desti zambağı denilen ve haziranda açan beyaz ve kokulu zambakla ağustosta açan kokulu beyaz zambaktan, yukarıda anlattığımız gül şerbeti gibi hazırlanır. Zambak çiçeğinin yaprağı 500 gram yerine 250 gram kullanılır çünkü kokusu çok ağırdır. YASEMİN ÇİÇEĞİ ŞERBETİMALZEMELER:1 derin kap yasemin çiçeği1 limon3 su bardağı şeker5 su bardağı suYAPILIŞI:Yasemin çiçekleri yapraklarına ayrılır, yavaşça sudan geçirilir. Süzülen çiçekler limon suyu ve şekerle güzelce ovulur. Ovulan yapraklar seyrek dokumalı tülbente konarak, suya bırakılır. Suda bir gün bekletilen çiçekler sıkılarak sudan çıkarılır. Soğu­maya bırakılan şerbet, sulandırmadan da kullanılabilir. Yasemin şerbeti hafif sarhoş edici bir etkiye sahiptir. Rahatlatıcı bir içecek olarak tüketilebilir. İĞDE ÇİÇEĞİ ŞERBETİ MALZEMELER:Bir derin kap iğde çiçeği2 limon4 su bardağı şeker5 su bardağı su YAPILIŞI:Yıldız biçiminde, küçük ve keskin kokulu iğde çiçekleri derin bir kaba konur. İğde çiçeğinin dış yüzeyi pırıltılıdır. Çiçekler yapraklarına ayrılır, göbek kısmı şerbette kullanılmaz. Mi­nik yapraklar sudan geçirilir. Sıkılan limon suyuna şeker eklenir, yapraklarla birlikte iyice ovulur. Ovulan limonlu şekerli yapraklar, macun kıvamına geldikten sonra bir gün bekletilir. Daha sonra ince bir tülbentten keseye konup, ağzı sıkıca bağlanarak, iyice süzülmesi sağlanır. Soğuk olarak servis edilen bu şerbet, keskin bir kokuya sahiptir. Sulandırarak servis edilmesi önerilir.   NAR ÇİÇEĞİ ŞERBETİ   MALZEMELER:2 çay bardağı nar çiçeği1,5 Sap tarçın10 adet tane kakule 10 adet karanfil1,5 su bardağı şeker 2 litre su YAPILIŞI: Hepsini birden kaynatıp son olarak damak tadınıza göre şekeri ilave edin.     KIZILCIK ŞERBETİ   MALZEMELER:4 lt. su1 kg. kızılcık1/2 kg. toz şeker1 adet çubuk tarçın 3 karanfil tanesi   YAPILIŞI:Bir tencerede suyu kaynatın. Kaynayan suya yıkanmış kızılcıkları ve çubuk tarçını atın. Çubuk tarçın yoksa toz tarçın da kullanabilirsiniz.  Kızılcıklar iyice kaynayıp dağılmaya başlayınca şekeri ekleyin. Şekeri de ekledikten sonra 1 - 2 taşım kaynatın, ocaktan alıp soğumaya bırakın.  
çiçek