İnsan bir şeyi her yerde görürse alışır ve kıymetini bilmezmiş derler. Bu durum çiçeklerin başına gelmemiştir hiç. Mutluluk ve bahar sevinci simgesi olan çiçekler sadece bitki olarak çıkmadı karşımıza. Aynı zamanda sanatın içinde de yer aldı bol bol. Tablolarda, heykellerde, mozaiklerde vs… Tarih boyu vardı çiçekler. Hem de her kültürde.

Birçok ressamın tuvallerinde asla vazgeçemediği öğedir çiçek. Sembolizmi sever ressamlar. Dünyaca ünlü ressamların tuvallerini süsleyen çiçekleri merak ettik, araştırdık. İşte sonuç:

 

Ayçiçeği: Körü körüne yüzünü güneşe dönen bir çiçek olduğu için delicesine bir aşkı ve tutkuyu simgeliyor. Kendisi Vincent Van Gogh’un resmetmeyi en sevdiği çiçektir.


 

 

Vincent Van Gogh – Fourteen sunflowers

Karanfil: Çin felsefesinde evlilik ve bağlılığın sembolü. Leonardo Da Vinci’nin ‘Madonna with Carnation’ tablosunda ise tutkunun simgesi. Bebek olarak resmedilen İsa, Meryem Ana’nın elindeki karanfile, hayattaki tutkulara ulaşmaya çalışır. Aynı zamanda Salvador Dali’nin ‘Mystical Carnation’ isimli tablosunda da baş rolü almıştır.

 

 

 

Leonardo Da Vinci’nin ‘Madonna with Carnation’

Krizantem: Japon kültürünün sembol çiçeği. Anaçlığı ve uzun ömrü temsil ediyor. Çiçek dilinde ise beyaz krizantem sadakati, kırmızı krizantem sessiz isteği, mor krizantem ise burukluğu simgeliyor. Edgar Degas’ın ‘Krizantem ve Madam Valpin’ tablosunda ise bu anlamların hepsi bulunuyor. Claude Monet de krizantemi tuvalinde kullanmayı seven ressamlardan.


 

 

Edgar Degas - Krizantem ve Madam Valpin

İris: Bir Yunan tanrıçası aynı zamanda. Tanrıların mesajını iletmek ve kadınların ruhlarını yer altı dünyasına götürmek için geldiğine inanılıyor. Resim sanatında ölüm ile özdeşleştirilmiş hep. Akıl sağlığını ancak resim yaparak koruyabildiğini söyleyen Van Gogh’un hayatının son yıllarında resmettiği çiçek. 1889’da yaptığı ‘Irises’, ressamın en popüler eserlerinden.


 

 

Van Gogh - Irises

Lily - Zambak: Saflık, masumiyet ve iffetin simgesi. Orta Avrupa’daki ressamların Meryem Ana’yı resmederken kullandığı çiçek. Cebrail’in Meryem Ana’ya Tanrının oğlu Hz. İsa’yı doğuracağını söylerken resmedildiği tablolarda, Meryem Ana’nın elinde genellikle beyaz bir zambak vardır. Kendisi aynı zamanda Claude Monet’in çiçeği olarak da bilinir. Bir yoruma göre Monet ‘Water Lily Pond’ tablosunu aşkı Alice Hoschede’e atfen yapılmış. Başka bir yoruma göre de ölen karısına atfen yapıldığına ait.


 

 

Claude Monet - Water Lily Pond

Orkide: Genellikle mükemmelliği temsil eden orkide, bazı tablolarda Hz. İsa’nın kanını da simgeleyebiliyor. Renklere ve ışıklara olan hayranlığı ile bilinen Martin Johnson Heade ‘Orchids and Hummingbirds’ tablosunda ‘mükemmelliği simgelediği ve renkleri ile görüntüsünün güzelliği için seçmiş olsa gerek.

 

 

Martin Johnson Heade’in ‘Orchids and Hummingbirds’

Menekşe: Sadakat, alçakgönüllülük ve merhameti temsil eder. Resim sanatının yanı sıra Shakespeare akla gelir ilk, Violet yani menekşe dendiğinde. Benzetmelerinde çok kullanır, menekşeler ile göndermeler yapar. ‘Menekşeler bağlılığın en üst seviyesini temsil eder’ der Shakespeare.

Yonca: Üç yapraklı yonca Hristiyanlıktaki üçlü inanışı (Baba, oğul ve kutsal ruh) simgelediği için Avrupalı ressamların bol bol kullandığı bir figür. Dört yapraklı yonca ise hemen hemen her kültürde aynı anlama geliyor. Şans.

Gelincik: Ölümün simgesi. Birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölenleri temsil ettiğine inanılıyor. Çeşitli ressamların resimlerinde de bu anlamı ile kullanılmış.

Gül: Tabii ki aşk! Katolik inanışta ve bu tip tablolarda Meryem Ana’yı da sembolize ettiği olmuştur.

Yasemin: Kuvvetli kokusu ile Yasemin çiçeği Hindu inanışında daimi aşkın simgesi.

Lotus: Asya sanatının en belirgin figürü. Lotus doğumu ve doğurganlığı temsil eder.

Papatya: Tabii ki masumiyet. Aşkla veya masum aşka ilgili resim yapan her ressamın en az bir kere kullandığı bir figür.

Bambu: Uzun yeşil sapları nedeniyle uzun ömrün simgesi. Bükülebilen ama kolay kırılamayan özelliği ile aynı zamanda da güç ve merhametin... Çin felsefesine göre bambular aydınlanmaya iden yolu temsil ediyor. Bambular, tuvallerdeki yerini de bu anlamı ile alıyor.