Bu ürünün kampanyalı satışı stoklarla sınırlıdır. Bir tüketici bu kampanya stoğundan maksimum 10 adet satın alabilir.
Çiçeksepeti kampanya koşullarında değişiklik yapma hakkını saklı tutar.
Ürünün iade politikasını öğrenmek için tıklayın.
Bu ürün BİLGE KİTAP tarafından gönderilecektir.
Bu satıcının ürünlerinde geçerli 350,00 TL Üzeri Kargo Bedava
Bu Satıcının Tüm Ürünlerini Görüntüle
Ürün sayfasında gördüğünüz fiyat bilgileri, satıcı tarafından belirlenmektedir.
Sait Faik’in Abasıyanık'ın 1948 yılında yayınlanan dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam’da 12 hikaye bulunmaktadır. Lüzumsuz Adam, Ben Ne Yapayım?, Birahanedeki Adam, Mürüvvet, İp Meselesi, Menekşeli Vadi, Bizim Köy Bir Balıkçı Köyüdür, Kaçamak, Papağan, Karabiber, Bacakları Olsaydı, Ayten, Papaz Efendi, Bir Külhanbey Hikâyesi, Kameriyeli Mezar ve Hayvanca Gülen Adam.
Bu kitapla yeni bir öykü tarzına yönelen Sait Faik, olay örgüsünü arka plana iterek düşüncelere, çağrışımlara ve hislere yer vermiştir. İnsanların iç dünyalarını anlatmış, anlatımında halk anlatıcılığına yönelmiştir.
Abasıyanık, bu kitabı önce Kestaneci Dostum adıyla yayımlaması için Rakım Çalapala'ya verdi. Yazar, bu kitap için 100 lira telif ücreti de aldı. 1947 yılında ise yeni bir öykü yazdı. İsim bulamadığı bu öyküsünü okuyan Yaşar Nabi, isim olarak daha önce Sabahattin Ali'den duyduğu Lüzumsuz Adam'ı önerdi. Bu öneriyi beğenen Sait Faik, hikâyesinde kullandı.
Lüzumsuz Adam'la birlikte Sait Faik hikâyeciliğinde ikinci dönem başlamıştır. Abasıyanık artık konuşma dilinin canlılığını kullanmaya başlayarak klasik cümle yapısından devrik cümle yapısına geçmiştir.
"[Sait Faik’e] geceleri sinemalarda rastlardım. Tanışmazdık. Sinemanın ön sıralarına oturur, koltuğuna iyice gömülürdü. Koyu yeşil bir pardösüsü, çok dar kenarlı, kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı. Sinema dönüşü dalgın, Beyoğlu’nun gece yarısı kalabalığına dalar, çeker giderdi. Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba, diye çok düşünmüşümdür. Kuşkusuz, yoktu. Sait Faik, edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi. Okurunu yetiştiren, eğiten, okuruyla birlikte oluşan bir yazardı. Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi?”
Sabahattin Kudret Aksal (kitaptan, s.106)
Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum. Dünyanın en sevimli insanları olan posta müvezzilerinin* bile… Mahallemden pek memnunum. Yedi senedir çıkmadım oradan desem yeri. Hiçbir dostum da nerede oturduğumu bilmiyor. Mahallem dediğim; şu yedi senedir -üç ayda bir Karaköy’e inip dükkân kirasını almak bir yana- yaşadığım yer, üç dört sokak içindedir.
Mahallem birbirine muvazi** üç sokakla, bu sokakları diklemesine kesen bir diğer sokak, bir de bunlardan bütün bütüne bağımsız…
