Bu ürünün kampanyalı satışı stoklarla sınırlıdır. Bir tüketici bu kampanya stoğundan maksimum 10 adet satın alabilir.
Çiçeksepeti kampanya koşullarında değişiklik yapma hakkını saklı tutar.
Ürünün iade politikasını öğrenmek için tıklayın.
Bu ürün İHVAN ONLİNE tarafından gönderilecektir.
Bu satıcının ürünlerinde geçerli 350,00 TL Üzeri Kargo Bedava
Bu Satıcının Tüm Ürünlerini Görüntüle
Ürün sayfasında gördüğünüz fiyat bilgileri, satıcı tarafından belirlenmektedir.
SIRRUL ESRAR
- Çevirmen: Mehmet Eren
- Yayın Tarihi 2006-02-20
- ISBN
- 9789756138106
- Baskı Sayısı Baskı
- Dil TÜRKÇE
- Sayfa Sayısı 112
- Cilt Tipi Karton Kapak
- Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı
- Boyut 15 x 22.5 cm
Sırların Sırrı
Meşhur mutasavvıf Abdulkâdir Geylânî’ye (471-561/1079-1166) nispet edilen ve Sırru'l esrâradıyla meşhur olan bu kitap, Hâlid Muhammed ile Muhammed Ğassân tarafından birlikte tahkik edilerek neşredilmiştir(Dâru’s-Senâbil, Dımaşk 1415/1994, 3. bs.). İki muhakkik, "Geylânî Kitaplığı" serisi için-de, müellifin bütün eserlerini tahkikli olarak neşredeceklerini ifade etmişlerdir, (s. 23, dn. 2). Bu serinin ilk kitabı, tercümesini sunduğumuz Sırru’l-esrâr'dır.
Sırru'l-esrâr, daha önce Ötelerden Haber altbaşlığı ile Abdulkâdir Akçiçek ta-rafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir.Akçiçek tarafından, bu tercümede esas alınan yazma veya matbu nüsha hakkında bilgi verilmemiştir. Onun, bizim tercüme ettiğimiz tahkikli nüshadan farklı olduğu an-laşılıyor. Zira bazı yerlerde, ilave yahut eksiklerin bulunduğu görülmektedir. Biz çeviride yukarıda zikrettiğimiz tahkikli neşri esas aldık. Bu yüzden, metnin, Akçiçek'in tercüme ettiği metinle mukayesesini yapmadık.
Sırru’l-Esrâr'ın Geylâniye nispetinin tartışmalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Beyânü Esrâri't-Tâlibîn fı't-Tasavvuf adlı nüshası, Muhammed b. Yûsuf el-Gûrânîye nispet edilmiştir.(Keşfüz-Zünûn I, 260, 940). Ancak, kitabın değişik yazma inceleyen muhakkikler, bu ismi taşıyan nüshanın müellifinin Guraru değil, Geylânî olduğu sonucuna varmışlardır. Ayrıca onlar, Geylânî’nin oğullarının-torunlarının kurduğu ve onun kitaplarının yer aldığı Kâdiriyye Kütüpha-nesi’ndeki yazmalar için hazırlanan Fihrist teki bilgilerden hareketle, Sirru'l-Es-râr'ın Geylânî'ye âit olduğu kanaatini benimsemişlerdir. Hatta bu kütüphanede, Geylânî’nin kendi hattıyla bir yazma nüshanın bulunduğunu, fakat ona ifade etmektedirler. Nihayet, bu eserin başka bir müellife âidiyetinin kesin olarak ortaya konmamış olması da, onlara göre bunun Geylânî'ye nispetini güçlendirmektedir.
SIRRUL ESRAR
Muhakkiklerin, kitabın Geylânî’ye nispetini, yazma nüshalar ve kütüphane kataloglanndaki bilgilere dayanarak savunduklan görülmektedir. Onun başkasına âidiyetinin ortaya konmamış olmasının da, kendi görüşlerini desteklediğini düşünmektedirler.bu gerekçeler, eserin kesin olarak Geylânî’ye âit olduğunu ispata kâfi değildir. Çünkü içindeki bazı yerlerde, Geylânî’den sonra yaşamış âlimlerin eserlerinden alıntılar yapıldığı görülmektedir.
Kitapta sekiz kaynaktan alıntı yapılmıştır. Üç yerde Tefsîru'l-Mecma' (s. 62, 76, 99), iki yerde Mirsâd (s. 54, 60), birer yerde de et-Tefsîru'l-kebfr (s. 63), Büstanü'ş-şerî'a (s. 68), Tefsîm’l-Buhân{s. 93), Tefsîru’l-Kâdî(s. 107), Mazhâr (s. 133) ve Gazâlî’den (s. 135). Bunlardan, et-Tefsîru '1-kebîr Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1209) ile Kâdî Beyzâvî (ö. 685/1286), vefat tarihlerinden anlaşılacağı üzere, Geylânî’den sonra yaşamışlardır.
Araştırabildiğimiz kadanyla; Mirsâd ismiyle anılan kitap, muhtemelen Necmüddîn-i Dâye’nin (ö. 654/1256) sülük konusundaki Mirsâdu'I-'ıbâd mine'l-mebde’ ile'I-me'âd adlı Farsça eseridir. O, bu kitabını, h. 620 yılının Receb ayı başında Sivas'ta tamamlamıştır. {Keşfü'z-zunûn II, 1655; Hediyyetü’l-ânfîn I, 461) Şayet bahsedilen Mirsâd bu ise, Geylânî’nin onu görmesi imkânsızdır. Zira yazılmasından tam 59 yıl önce vefat etmiştir.
Mazhar adıyla bahsedilen kitabın müellifi hakkında iki ihtimal görünüyor. O, ya Ahmed b. lshâk el-Kaysarî’nin Mazharu’l-âsâr fî ’ılmi’l-esrâr adlı muhtasar bir kitabıdır. Yahut Feridüddîn-i Attâr’a (ö. 618/1221) nispet edilen ama aslında ona âit olmayan yine Farsça Mazharu’l-acâib adlı manzum bir eserdir. (Keşfü’z-zunûn II, 1722; M. Nazif Şahinoğlu, "Attâr, Ferîdüddîn", DİA IV, 98)
